.: Şenol Kaluç

Alevilik dersi niye yok?

Bugünlerde okullarda hummalı bir çalışma var, öğrenciler ve veliler bugünden gelecek yıl okunacak seçmeli dersler için seçim yapıyor. Gerçi bu derslerin önemli bir kısmı zorunlu seçmeli ders durumunda ama yine de ortada bir seçim var. Geçen yıl özellikle muhafazakar çevreler büyük bir reklam kampanyası eşliğinde velileri çocuklarının hangi dersleri seçmeleri gerektiği hususunda yönlendirmeye çalışmıştı, bu sene yok. Belki de alınması istenen derslerin bir kısmının okul idareleri tarafından zaten zorunlu seçmeli ders sınıfına sokulmuş olmasının bunda etkisi var.

Seçmeli derslerin varlığının demokratik bir hak olarak diğer pek çok hak gibi ortada durması güzel ancak bu hakkın-hakların nasıl kullanıldığı da bir o kadar önemli! Maalesef demokratik hak ve özgürlük taleplerimiz çoğu kez gerçek bir istekten ziyade konjonktüre göre oluştuğu için bir süreklilik ve fikri takibe sahip değil. Üzücü bir şekilde pek çok haklı talep hem siyasete hem de kişisel olarak kullanışlılığa göre gündeme geliyor ya da gündemden düşüyor. Anlık gelişmeler ışığında her şeyi ötelemek gibi kötü bir huyumuz var.

Bugün referandum, yarın seçim, öbür gün kriz, daha sonraki gün canımız sıkkın vs… Sonra birisi çıkıp işi şipşak çözünce şaşırıyoruz. Bu kadar kolay mıydı diye!

***

Lafı fazla dolandırmadan sadede gelelim!

Aleviler ve Alevi örgütleri yıllardır Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu olmasına -haklı olarak- karşılar ve bu derslerin zorunluluktan çıkarılıp seçmeli hale getirilmesi ya da zorunlu olacaksa da içeriğinin dinler tarihine dönüştürülmesi ve Sünnilik propagandası yapılmamasını istiyor. Seçmeli derslerle birlikte Sünnilik dersi birken şimdi üç-beş oldu diye şikâyet ediliyor.

Buradaki asıl sorun bu tür derslerin sayısının artmasından daha çok bu karşı çıkışa rağmen bu kesimlerin farklı ders isteklerinde çekingen ya da duyarsız kalmaları.

Yıllardır verilen bir mücadele ve AİHM’de kazanılan davalar var ama nedense sistemin bıraktığı açık kapıların zorlanması hiç düşünülmüyor. Binlerce üyesi olan Alevi ve Bektaşi örgütleri “Biz çocuklarımız için Alevilik ya da Bektaşilik dersi istiyoruz!” diye neden harekete geçmez?

Listede yok! Olmasa ne olacak ki? Bu istek demokratik bir talep ise isteyerek kayıt altına geçirmek gerekmez mi? Okullar bu talepleri MEB’e bildirsin, biz de hep birlikte MEB’in nasıl bir tavır alacağını görelim. MEB’in ve Müsteşarımız Yusuf Tekin’in böyle bir talebe hayır diyeceğini sanmıyorum ama bunu denemeden bilmek mümkün değil.

***

MEB’in kendi başına seçmeli ders listesine Alevilik, Bektaşilik, Mevlevilik vb. dersleri eklemesi mümkün mü? Mümkün ama biz biliyoruz ki bu ülkede işler Nasrettin Hoca fıkrası gibi yürür; “El, elin eşeğini türkü çığırarak arar.”

Aynı şey Kürtçe için de geçerli. Tamam, ana dilde eğitim için yolumuz uzun ama neden seçmeli Kürtçe Edebiyatı dersi istenmez? İngiliz Edebiyatı istenebiliyorsa neden olamasın?

Bu dersleri okutacak öğretmenin olup-olmaması ise başka bir şey…

Sen talebini her halükarda ortaya koy ki kimse ötelemeye cesaret edemesin!

***

Bir zamanlar bu ülkede Kürtçe türkü dinlemek yasaktı desem kaç kişi hatırlar. Yasak pat diye kalktı. “Kürtçe TV kurulursa bölünürüz!” laflarının üzerinden 9 yıl geçti. Şimdiki gençler başörtüsü yasağını hatırlamıyor.

Madımak katliamı yıllarca vicdanlarımıza taş gibi oturmuştu. Alevi çalıştayları, orada döner-kebap çevrilirken, Madımak tartışmalarının gölgesinde heba olup gitmiş; koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu oteli bir türlü kamulaştıramamıştı. Ancak işin tadı tuzu kaçtıktan sonra kamulaştırılmış ve katledilenlerin isimleri bir duvarına yazılabilmişti. Adlarını yazmak bile Sivas’ı ayağa kaldırır diyenler vardı!

Ne yazık ki normalleşmelerimiz bile anormal bir şekilde oluyor.

Karar Gazetesi, 01.03.2017

Ayrıca bakınız...

Akılsız başın cezası

Akılsız başın cezası

Bilindik bir hikâyedir: Biri Türk, biri Kürt, biri de Ermeni üç arkadaş bir yaz günü ...