.: A. Faruk Özgür

AKP’nin Demokrasi Karnesi

AKP dönemi öncesi demokrasimizin halini incelerken, Freedomhouse’ın değerlendirmelerini referans olarak kullanmıştık.  O zaman Türkeye’nin çağdaş, demokratik ve laik bir devlet olduğu iddiasında ısrar edenler,  Freedomhouse gibi kuruluşların adına bile tahammül edemiyorlardı. Şimdi onların da AKP’nin ileri demokrasisini eleştirirken Freedomhouse gibi kuruluşların değerlendirmelerine itibar ettiklerini görüyoruz. Biz, AKP dönemini de Freedomhouse’ın tespitlerine göre değerlendireceğiz.

Şimdiye kadar bu çeşit değerlendirmeleri Türkiye’nin demokrasi karnesi olarak değerlendiriyordum; AKP’yi bundan sorumlu tutmuyordum.  Çünkü AKP iktidarda ama, muktedir değildi. Devlet içinde askeri ve bürokratik vesayet devam ediyor, AKP kendi politikasını bir türlü uygulayamıyordu.

AKP iktidarı 11 yılını tamamladı. Askeri vesayet rejimi umulmadık şekilde etkisini kaybetti, siyasi iktidar bürokraside yeterinden de fazla kadrolaştı. Hal bu iken, Türkiye’deki demokratik geriliğin sorumlusu herhalde CHP veya MHP değil siyasi iktidardır.

2005 Yılı Demokrasi Hayali

Freedomhouse’ın verilerini esas alarak, aşağıdaki grafiği 2005 yılında yaptığım bir değerlendirmede kullanmıştım.

Freedomhouse’ın demokrasi karnesinde en iyi puan 1-1, en kötü puan da 7-7… Bu puanlamada 1-1 ile 2-3 veya 3-2 arasında puan alanlar “özgür”, 3-3 ile 5-5 arasında puan alanlar “kısmen özgür”, 5-6 veya 6-5 ile 7-7 arasında puan alanlar da  “özgür olmayan” ülke olarak değerlendiriliyor. Buradaki ilk rakam “politik haklar”, ikinci rakam “sivil özgürlükler” için. Aşağıda verilen grafikler bu iki değerin ortalamsı alınarak çizildi.

           

AKP iktidarı teslim alalı 3 yıl olmuştu, ama vesayet rejimi henüz gücünden hiç bir şey kaybetmemişti. 2002’den 2003’e demokratik sıçrama da yeni iktidarın eseri olmaktan çok, geçen iktidarın AB uyumu için mevzuatta yaptığı değişikliklerin ve 2002 seçimleri sonucunda iktidarın kazasız belasız el değiştirmesinin bir sonucu idi. Yeni iktidar da 2004’ten 2005’e ufak bir ilerleme sağlamış Türkiye birinci sınıf demokrasinin eşiğine gelmişti.

2005 yılında Türkiye “yarı demokrat” ülkeler kategorisinde idi, ama 2001-2005 verilerini esas alarak ileriye doğru bir projeksiyon yaptığımızda, Türkiye’nin en az 2007’de birinci sınıf bir demokrasiye ulaşacağını rahatça düşünebilirdik. Türkiye’nin demokratik ülkeler katagorisine geçmesi için sadece 1 puan alması gerekiyordu.

2013 Yılı Demokrasi Gerçeği

İşler bizim hayal ettiğimiz gibi olmadı. Yanılmıştım… Yanılgımın sebebi, 2001-2005 dönemindeki konjoktürel değişikliği, yapısal değişiklik zannedip, ona göre ileriye dönük projeksiyon yapmamdan kaynaklanıyordu. Tahminimizin güvenirliğinin ne kadar yüksek olduğunu gösteren R2 değeri de anlamsız kalmıştı. Türkiye’nin gerçekleri bizim sözde bilimsel tahminimizi yerle bir etmişti.

Aşağıdaki grafik de Freedomhouse’ın en son verilerine göre çizilen gerçek durumumuzu gösteriyor.

 

Türkiye 2005’ten sonra demokraside hiç ilerlemedi, eşiğine kadar geldiği demokraside o eşiği bir türlü atlayamadı. Türkiye 2005-2012 sürecinde demokraside bir puan alıp demokrasi eşiğini atlayamadı. 2013’te daha kötüsü oldu, Türkiye demokraside 1 puan geriye gitti. Türkiye’nin puanı,  politik haklarda 3’te kalırken, sivil özgürlüklerde gerileyerek 4’e düştü, ortalama özgürlük puanı da 3,5 oldu. Ayrıntılar Freedomhouse’ın internet sitesinde (www.freedomhouse.org) görülebilir.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İngiliz The Guardian gazetesine yazdığı makalede, “AKP’nin sağlam bir demokrasi kurduğunu, Türkiye’de bir demokrasi eksikliğinin söz konusu olmadığı”nı söylüyor. Davutoğlu bu sözleri inanarak söylüyorsa, ortada kaygı verici bir durum var…

Darbecilerin yaptığı anayasa ile idare edilen, % 10 seçim barajı olan, Milli Savunma Bakanının Genelkurmay Başkanının arkasında durduğu, futbol maçlarında İstiklal Marşının söylendiği, ülkemize futbol oynamak için gelmiş Nijeryalıların formasına “Yüce Atatürk” diye yazmak zorunda kaldığı, siyasi iktidarın uçak biletlerinin tavan fiyatını belirlediği, başbakanın bir sözüyle dershanelerin kapanma hazırlığının başladığı, devletin vatandaşa karşı yaptığı yanlışları açıklayan gazetecilerin vatan haini sayıldığı ülkede demokrasi eksikliği söz konusudur.

Siyasi iktidar toplumsal hayatı denetim altına almaya, insanların yaşam biçimine müdahale etmeye çalışıyor. Okullarda herkese zorla resmi Müslümanlık öğretiliyor. Televizyon filmlerinde rakı içme sahneleri karartılıyor. Televizyon filmlerinde duygusal boyutu olmayan sevişme sahneleri sansürleniyor; devletimiz sevişme sahnelerinin estetik bir anlamının olmasını istiyor.

 

Aslında partilerin demokrasi talebi iktidar olana kadar… AKP’liler de iktidarı güvenceye aldıktan sonra var olan antidemokratik sistemin tadını çıkarmaya, ondan yararlanmaya çalışıyorlar. Başbakan Erdoğan, iktidarlarının ilk dönemlerinde, “Türkiye, Anayasa’sında tanımı yapılmış olan rejiminden memnunmuş… Bütün anayasal kurumlarıyla, hükümetiyle ve Meclis’iyle rejimi sonsuza dek yaşatmaya kararlıyız” derken takiyye yaptığını düşünüyorduk, yanılmışız, meğer bu sözleri içtenlikle söylüyormuş.