.: Şenol Kaluç

AİHM’in cemevi kararı ne diyor?

İslam dünyasında mescitlerin dışındaki en önemli ibadet ve inanç merkezleri asırlarca tasavvufi akımların gelişip serpildiği ve ritüellerini yaşattıkları mekanlar olan tekkeler oldu. Kuruluşları İslam’ın 2. asrına kadar giden tekkeler, asırlardır medreselere alternatif olarak toplumun manevi ve ahlaki açıdan eğitimini üstlendi ve üstlenmeye de devam ediyor. Türkiye’de ise tarikatlar vakıflar ve dernekler şeklinde resmen olmasa da fiilen sisteme eklemlenmiş durumda.

***

Bugün Türkiye’de, Sünnilik dairesi içerisinde görünen her türlü tarikat ve cemaat Diyanet içerisinde bir şekilde kendisine yer bulurken, camileri de kullanabiliyor. Pek çok yerde Sünni tarikatlar camilerde ayinlerini icra edebilirken aynı serbesti Aleviler ve Bektaşiler için geçerli değil. Aleviler ve Bektaşiler cemlerini camilerde yapmak isteseler bile –yapılamayacağından değil- buna bugünkü zihniyet kalıpları içinde izin verilmeyeceği ve Alevilerin de bunu istemeyeceği çok açık.

AİHM, geçen aylarda “Türkiye’nin zorunlu din dersi uygulamasını kaldırmasını ve Alevi inancına sahip yurttaşların inançlarına da ders kitaplarında eşit ölçüde yer verilmesi” ile ilgili kararının ardından bu kez de; diğer dini kurumlara tanınan “elektrik faturalarından muaf tutulma” hakkının cemevlerine uygulanmamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “din ve vicdan özgürlüğünü” düzenleyen 9’uncu maddesiyle bağlantılı olarak, “her türlü ayrımcılığı yasaklayan” 14’üncü maddesine aykırı olduğuna oy birliğiyle karar verdi.

***

AİHM kararında, “Türk hükümeti, hiçbir geçerli ve objektif gerekçe sunmadan cemevlerini bu uygulamadan muaf tutmuştur. Cemevleri de tıpkı diğer mekanlar gibi ibadethanedir” derken; DİB’in Aleviliğin “bir din olmadığı” savının ise “cemevlerinin söz konusu haktan yararlanmasını” engelleyecek bir durum olmadığına hükmetti.

Aslında bu karar Türkiye’deki tüm tarikat, cemaat ve farklı inanç grupları içinde bir emsal teşkil ediyor ve tekke ve zaviyelerin kapatılması hakkındaki kanunu da geçersiz kılıyor.

Hükümet cenahından bir açıklama gelmese de DİB adına Mehmet Görmez Millet olarak vereceğimiz ortak karar bütün mahkemelerin kararlarından daha yücedirdiyerek topu adeta taca attı.

Görmez çok yerinde olarak “millet olarak birbirimizin hakkına ve hukukuna saygı”dan bahsetse de, başında bulunduğu kurumun 1925’ten beri Alevilerin inançsal bir gereklilik olarak gördükleri cem ayininin yapılmasını sağlayacak (bunu istese yapabildiğini Sünni tarikatlardan biliyoruz) bir yol üretmediğini, Alevileri camiye çağırmak ve Sünnileşmelerini istemekten başka bir adım atmadığını görmezden gelmesi fazlasıyla ironik.

Alevilerin sorunları yıllardır egemen Sünni çevrelerce iki temelsiz tez üzerinden (“İslam’ın bölüneceği” korkusu ve “Cemevlerinin cami-mescitin alternatifi olacağı”) tartışıldığı için AİHM kararlarını anlamakta büyük güçlük çekiyor ve komplo olarak değerlendiriyoruz.

Cami ve cemevi birbirinin alternatifi olmamasına ve Alevilerce de böyle anlaşılmamasına rağmen bu yapay tartışmalar çerçevesinde Sünnilik adına gösterilen direnç, bazı Alevi sever(?) çevrelerce durumun bu şekilde anlaşılması, Aleviliğin ve Alevilerin İslam’dan soğutulması için bir araç olarak kullanılmasına hizmet ediyor.

***

“İslam’ın bölüneceği” korkusu ve “Sünnileştirme arzusu” ile yapılan engellemelere destek veren çevreler, Alevilerin İslam’la aralarındaki bağın Sünnilik karşıtlığına kurban edilmesine yol açarken farkında olmadan büyük bir vebal altına girdiklerini anlamaları gerekiyor. Bu gereksiz ve ayrımcı anlayışın bir an önce terki ve din ve vicdan özgürlüğünün önünün açılması çok ama çok önemli. Son günlerdeki laiklik tartışmalarını biraz da bu açıdan okumakta yarar var.

Karar Gazetesi, 04.05.2016

Ayrıca bakınız...

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Türkiye 15 Temmuz 2016’da sarsıntıları hâlâ devam eden müthiş bir olay yaşadı. Yargı tarafından FETÖ ...