.: Mehmet Ali İlkaya

Ağaoğlu, Para ve Seçkincilik

Ali Ağaoğlu Türkiye’de tanınmış bir iş adamı, Forbes Dergisine göre, Türkiye’nin 8. ve dünyada 527. zengin adamı olarak kabul ediliyor. Ağaoğlu 17 Aralıkta yapılan yolsuzluk operasyonunda gözaltına alındı, ardından savcılıkça serbest bırakıldı. Bu süreçte gördük ki; Ağaoğlu üzerinde cisimleşen bir para, iş adamı nefreti hâkim. Sanırım Ağaoğlu özelinde seçkinci bir nefretin izlerini de görmek mümkün.

Ağaoğlu 17 Aralık operasyonunda gözaltına alındı ve bazı suçlarla itham edildi. O günlerden beri Ağaoğlu’na; “ne oldum değil, ne olacağım de! ” minvalinden değerlendirmeler yapılıyor. Ağaoğlu’nun üzerinde görünen para ve para kazanmaya çalışanlara karşı elit, eğitimli sınıfın genel hoşnutsuzluğunu dikkatle izlemek gerek. Eğitimli kesim paradan ve onun sonuçlarından hem dünyada hem ülkemizde hoşlanmıyor. Onların gözünde para kazanmaya çalışanlar, en hafifinden ‘üçkâğıtçı’ tipler. Bu noktada Versailles Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Alan S. Kahan’ın tespitlerine kulak vermek gerekiyor. Kahan, “entelektüeller ve paraya bakışlarını” analiz eden kapsamlı araştırmasıyla Mind vs Money kitabında önemli sonuçlar ortaya koymuş. Kahan’a göre, entellektüellerde yaygın olarak şöyle bir zihniyet sözkonusu: “…para kazanmak isteyen insanlar kötü insanlardır. Entelektüeller belirli bir zümreye mensup insanlar oldukları için paranın ve kariyerlerini para kazanarak elde eden insanların doğal düşmanıdırlar.”  Bu açıdan baktığımızda eğitimini yarım bırakan ve piyasada şansını denemek isteyen Ağaoğlu gibiler hiç de hoş karşılanmıyorlar. Eğitim seviyesi okulu terk olanların, “üstün yetenekli” okumuş çocukların kat ve kat fazla para kazanması ciddi kıskançlıklara yol açmaktadır.

Ağaoğlu üzerinde tartışmalarda ikinci nokta seçkinci kibri olarak karşımızda duruyor. Ağaoğlu’nun kısa öyküsünde Trabzonlu olduğunu, lise eğitimini yarıda kestiğini görüyoruz.  Özellikle emlak, ev, büro, yatırımları yapan Ağaoğlu, reklamlarında da zaman zaman kendisi boy gösteriyor. Yerel şivesi ile konuşması, yine doğaçlama olarak yaptığı tanıtımlar eğitimli seçkinler tarafından “iğrenç” bulunuyor. Söz konusu reklam veya işleri kendi sınıflarından, “kabul edilmiş eski bir zengin” yapsa büyük ihtimalle; tebrik yarışına gireceklerdir.  Anadolu’nun bir köşesinden çıkıp gelen bu adam “bozuk” Türkçesi ve “köylü” tavırlarıyla arzı endam eden bu zat eğreti durmaktadır. Seçkinlerin gözünde; yerleşik teamüllere aykırı davranan böyle insanlar mutlaka ‘gayrı meşru yollarla para kazanmaktadır’. Onun bu suçlarını ödemesi gerektiği düşüncesi ciddi bir itiraz ile karşılaşmıyor. Tanıdık bildik, yerli bir zengin gözaltına alınsa “yok canım böyle saygın bir insan nasıl olur da yolsuzluk yapar?  “Çağırsalardı zaten ifade verirdi” sözleri duyar gibi oluyoruz. Onlar, aynı naif duyguları Ağaoğlu gibiler için taşımadıkları ortada. Onun başına gelecekler normal hadiseler olarak görülüyor. Ağaoğlu, suçlu mudur? Suçsuz mudur?  Henüz bilmiyoruz. Bildiğimiz şey o seçkin entelektüeller nezdinde çoktan mahkûm edilmiştir.

 

Ağaoğlu ve onun gibi müteşebbisler 2000’li yıllardan itibaren İstanbul’da ve tüm Anadolu kentlerinde modern binalar yaptılar. Evleri, ofisleri, işyerlerini piyasa şartları içinde sözleşmelerle sattılar, kimseyi zorlamadılar, onların sayesinde varoş görünümlü kentlerimiz modern görüntü ve yaşama kavuştu. Bu dönemde İstanbul gerçek bir mega kent olma özelliğini, Ağaoğlu ve adını sayamadığım pek çok girişimci sayesinde kazandı.