.: Berk Ünlü

ABD’den Nefret Etmek

ABD kötülerin kötüsü müdür?

Reel politik içindeki dış politika yapımında elbette devletler ve ülkeler kendileri dışındaki ülkelere problemler oluşturuyor. Devletler arasındaki çıkar çatışmaları reel politikin ve uluslararası ilişkilerin doğasında var. Devletler arasındaki ilişkiler üzerine yapılacak kısa okumalarda bile bu durumu rahatlıkla görmek mümkün. Odak noktamız olarak Türkiye’yi aldığımızda da dış politika yapımı açısından durum farklı olmuyor. Özellikle komşuları ile olan ilişkileri üzerine bakıldığında Türkiye’de dış politika yapımının çatışmalarından kendini kurtarabilmiş değil. Komşuları ile olan ilişkilerinin tarihinde çatışmalar ve farklılaşmalar Türkiye’nin geçmişini dolduruyor. Bu durumda sadece Türkiye’yi sorumlu görmek de anlamlı değil. Elbette komşu ülke ve devletlerin de problemlere etkisi var. Devlet gücünü arkasına alan politika yapıcıları güçlerini maksimize etme politikaları içinde yeri geldiğinde uyumsuzlaşmayı kullanıyorlar. Bu durum süreklileştikçe ülkeler arasında sevimsizliklerin olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Bu durum duygusallık içerdiği ölçüde ne kadar irrasyonel olsa da.

Konu Türkiye açısından dış politika temelinde ABD ile olan ilişkilerde de farklı olmuyor. Uzun bir süredir Türkiye’nin dış politikasında ABD ile olan ilişkiler önemli bir yer tutuyor. ABD ile stratejik ortak olunduğu varsayılıyor ve belirtiliyor. Bu ortaklık noktasında ilişkilerin olumlu olması beklenirken ne yazık ki Türkiye’de ABD’ye karşı çoğu duygusallık temelinde yaklaşımlar oluyor. ABD dış politikada olması gereken dost olmaktan çıkarılarak nefret edilen bir devlet ve ülke konumuna getiriliyor. ABD’nin ülke olarak siyasal konumunu ve dış politika yapımını beğenmeyebilirsiniz ancak ABD’yi kötülerin kötüsü konumuna yerleştirir ve ulusal çıkarlarınızla çatıştırırsanız en azından faydacılıktan uzaklaşırsınız. Fayda getirmeyecek bir dış politika temelinde ahlâkilik açısından yanınızda olacak olan ülkeler sizin güç temelindeki yaklaşımlarınıza katkı sağlamadıkça kendinizi iyi bir konumda bulmamanız mümkündür. ABD bu noktada kaybedilemeyecek olan bir ülkedir. ABD’den nefret ederek kendinizi daha güçlü konuma getiremezsiniz.

İktidarın ABD nefretinin arkasında İslamizm mi var?

Türkiye’de güncel iktidarın yer yer İslamist politikalar izlediğini fark etmek zor değil. İktidarın politika yapıcıları kendilerini siyasette var ettiklerinden beri İslamı kendilerine referans alıyorlar. Bu düşüncelerinde kendi içlerinde haklı olabilirler. Dinî inançları doğrultusunda yaşamak istemelerinde özgürlükler açısından bir sakınca yok. İslam’ın gereklerini yerine getirerek kendilerini vicdanî ve inanç açısından tutarlı ve huzurlu kılmak isteyebilirler. Burada problemi oluşturan nokta ise İslamî inançları yaşamak isterken İslam dışındaki ülkeleri kendilerine çok uzak görmeleri. İslam dini dışındaki ülkelerden biri olarak gördükleri ABD konusunda da durum böyle. Sadece İslamî olarak görmedikleri için bir çeşit düşman olarak gördükleri ABD’ye karşı ilişkilerini sürekli olarak problemli yürütmekten uzak durmuyorlar. Evet, uluslararası ilişkilerde çatışma doğaldır ancak ABD-Türkiye ilişkilerinde mesele reel politikin çıkar çatışmalarından çıkarak duygusallık içeren “İslamî olmayanlar bizim düşmanımızdır” yaklaşımına geldikçe zararı Türkiye görür.

İslam Kuran’da da anlatıldığı gibi ve yapısı gereği İslam’dan olmayanlara karşı olumlu bakmıyor. Kendisini doğruların doğruları olarak görüyor ve İslam dininden olmayanları karşısına almaktan çekinmiyor. Günümüzde Türkiye’deki iktidar da reel politiki rasyonellik temelinde yönetiyor gibi görünüyor ancak İslam’ın temellerine vurgu yapar gibi özellikle uluslararası ilişkilerdeki en büyük güç olarak ABD’yi kötülerin kötüsü olarak görüyor. İslam bu konuda referans olmaya devam ettikçe Türkiye’nin dış politikasından fayda görmesi de o kadar zor oluyor. İslam’ın dış politikada fayda getirmeyecek olan söylemlerinden uzak durmanın Türkiye için yararlı olacağını önce Türkiye’deki güncel iktidar görmeli. Kötülerin kötüsü olmayan ABD’yi İslamist bir perspektiften dışlamak zarar görmenizle eşanlamlı oluyor.

ABD ve Türkiye dost olmalı

İdeale yakın olmasa da ABD özgürlüklerin dünyada en geniş olduğu ülkeler arasında. Haklılaştırabileceği gücü ile dış politikasını gerçekleştiriyor. Zaman zaman önemli yanlışlar da yapıyor. Terörizmle mücadelesini devam ettiriyor ve İslamizmin kendisine karşı gelmesine politikalar geliştiriyor. İrrasyonel İslamî yaklaşıma karşı kendi politikalarını uygularken çatışmalarla karşılaştığı da ortada. İslam ile olan ilişkilerini ABD de daha rasyonel bir konuma getirmeli. Bu onun da faydasına. Pragmatizmi özellikle kullanan bir ülke olarak ABD için bu zor olmamalı. Kendi ülkesinde Hristiyanlık temelinde siyaset yapanların da bu konuda İslam ile rasyonel ilişkiler geliştirmesi önemli. Bu noktada Türkiye de ABD ile olan ilişkilerini kazan kazan temeline oturtarak gerçekleştirmek durumunda – hatta zorunda diyebiliriz -. Ortadoğu’da yaşanan tüm çatışmaların içinde ABD ile ortak hareket edecek bir Türkiye’nin bu ilişkilerden büyük fayda göreceğini söylemek zor değil. “Stratejik ortaklık” noktasında karşılıklı olarak ABD ve Türkiye’nin birbirine ihtiyacı var. Bu ihtiyaçtan kaynaklanan dostluklar ne kadar olumlu olarak şekillenirse ülkelerin vatandaşları bu olumlu ilişkilerden o kadar olumlu etkilenir. Gün sonunda dış politika yapımının sonuçları da vatandaşların güvenliği ve mutluluğu için değil mi?

17 Aralık 2018