.: Ahmet Uzun

657 değişikliği ve kamu kesiminin verimsizliği

Cumhurbaşkanı Erdoğan 657 Sayılı Devlet Personel Kanununun değişmesi gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı ayrıca 657’nin içinin çürüdüğünü, devletin malı deniz mantığı için kullanılabileceğini ve kamuda hiç işe gelmeden maaş alanların olduğunu söyledi.

Bu tespitlere çeşitli çevreler itiraz edebilir, ancak onların doğruluğu konusunda çok az kişinin şüphesi olacaktır. Türkiye’de kamu kesiminde bir disiplin ve verimlilik sorunu olduğu muhakkaktır. Bu hem memur hem de işçiler için eşit derecede geçerlidir. Yasaların, muhataplarına getirdiği aşırı koruma böyle bir verimsizliğe katkıda bulunmaktadır. Aslında bu, sadece Türkiye’ye has bir sorun da değildir. Genel olarak kamu kesiminde, kaynak israfı ya da daha masum ifadeyle etkinsizlikyaygın bir durumdur. Bunu azaltmak mümkün olsa bile, ortadan kaldırmak imkânsızdır.

Burada göz önünde tutulması gereken şey, kamudaki verimsizliğin sadece mevzuatla bağlantılı olmadığıdır. Sorunlarımızın mevzuatla ilgili tarafları elbette vardır ve bunların giderilmesi gereklidir. Ancak esas mesele, kamuda, özel sektördeki gibi bir geri besleme mekanizmasının olmayışıdır, dolayısıyla bir etkinlik sorununun ortaya çıkması kaçınılmazdır.

Özel sektörde bir üretici, tüketicilere rakipleri kadar etkin hizmet edemez ise, müşteri kaybeder ve zamanla piyasanın dışına sürüklenir. Bu baskı firmaları daima disiplinli, ölçülü ve etkin olmaya sevk eder. Başarı rekabete ve daha iyi performansa bağlıdır. Müşterilerin isteklerini iyi şekilde karşılayan firmalar kâr elde eder ve başarılı olur.

Kamu kesiminde ise rekabetolmadığı için, verimli çalışma koşulları yaratmak oldukça zordur. Rekabet yokluğunda çalışanlar her türlü rehavet ortamına alışık hale gelirler. Ve böyle bir çalışma temposu zaman içinde kendi kurallarını ve yapılarını oluşturur. Bu kurallar o kadar güçlenir ki, onları değiştirmek bir yana, gündeme getirmek bile zorlaşır. Rekabetten uzak, esnek olmayan, kayırmacılığı açık bir çalışma ortamı ve kültürü güçlenir.

657 değişikliği için iyimser olamayışımızın sebebi bu. İyi kurallar getirilse bile, rekabet yokluğu devam edeceği için, kamu hizmeti üretenlerin, onları satın alanların isteklerine karşı duyarlı olması gerekmeyecektir. Çünkü onları, özel sektördeki gibi kâr/zarar mekanizmasıyla disipline edecek bir ölçü yoktur. Kimse etkin çalışıp çalışmadığıyla ilgili bir kaygı; etkin olmayan uygulamaların kaldırılmasına dönük bir endişe taşımayacaktır. Dolayısıyla sektörde pek çok insan çok çalıştıkları halde az kazandıklarınıhaykırmaya devam edecektir.

Kamu sektörü çalışanları ve yöneticilerinin kötü performans göstermeleri halinde yaptırımla karşılaşmaları düşük ihtimaldir. Yine onların daha düşük maliyetlerden ve performans artışlarından da kazanç sağlamaları pek mümkün değildir. Bir hükümet birimi kendisine tahsis edilen bütçeyi tam harcamadığı zaman, başarısız bile sayılabilmektedir.

Şu haldedisiplinsizlik, insanlara kötü davranma, işe gelmeden maaş alma, kaynakları müsrif kullanma gibi uygulamaların azalmasını istiyorsak, üretim faaliyetlerinin daha az kısmının kamu kesimince sağlanması olanaklarını konuşmalıyız. Devlet hizmetlerini, onun varoluş gerekçesini oluşturan temel işlevlerle sınırlamalıyız.

Diğer taraftan hükümet birimlerinin ürettiği hizmetler için, özel sektörle eşit şartlarda rekabet imkânları araştırılabilir. Ayrıca personel rejiminde performansa ve rekabete dayalı kurallara yer vermek doğru olacaktır.

Yeni Yüzyıl, 27.12.2015

http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/657-degisikligi-ve-kamu-kesiminin-verimsizligi-661