.: Ufuk Coşkun

529 idam kararı bir meydan okumadır

İsa’dan önce 700’lü yıllarda Ozan Hesiodos şöyle haykırıyordu; “ Heyhat, demek ki gökyüzünün beni, alçakça yaşanılan bu kederli zamana atması gerekiyormuş. Bu çağ ki çocukları babadan, babaları çocuklardan uzaklaştıran bir çağ. Kimsenin kimseye saygı duymadığı, görevlerin unutulduğu bu çağ artık son bulsun..” Hesiodos bu çağda yaşıyor olsaydı da benzer şeyler söylerdi.  Diğer taraftan mutsuzluğu, yoksulluğu, hayata dair düş kırıklıklarını, acıları ve yalnızlığı keskin fırça darbeleriyle resmeden Van Gogh, Ortadoğu’nun geldiği bu noktayı acaba nasıl tasvir ederdi? Ancak bugün Ortadoğu’da, Mısır’da, Filistin’de, Suriye’de vesaire ülkelerde tablolara sığmayacak, sözle anlatılmayacak kadar büyük acıların, zulümlerin, yoksullukların ve yalnızlıkların yaşandığı da bir gerçektir. ”Sınırı aşan için sınır yoktur “ demiş Epiktetos. Hırslarını, zalimliklerini, despotluklarını dizginleyemeyenler için söylenmiş olmalı bu söz. Zamanında içli şairlerin, filozofların,alimlerin yetiştiği bu ülkeler şimdilerde duyguyu, ahlakı, vicdanı, derinliği bir tarafa atarak gözlerini hırs bürümüş bir şekilde çoluk çocuk, genç, ihtiyar demeden  birbirlerini katlediyorlar.Zalim diktatörlerin altında inim inim inliyorlar..

 

 Mısır’da eğer mani olamazsak asrın trajedisi yaşanacak.. Biliyorsunuz Mısır’da cuntacıların İstiklal Mahkemeleri 529 darbe karşıtı “insanı” idamla mahkûm etti.  Hamile kadınlar da doğumlarından sonra asılacakmış! 1954 yılında Nasır’ın, sonrasında Enver Sedat’ın ve  sonrasında Hüsnü Mübarek’in şimdi de Sisi adlı Firavunun yaptığı gibi..Batı ise sessizliğini koruyor. Öyle ya demokrasi sadece orada yaşayanlara mahsus kılınmış! Bu korkunç hadise gerçekte bir meydan okumadır. Hepimize meydan okuyorlar. Bu idam kararları tüm Ortadoğu’ya, Türkiye’ye ve tek tek Müslümanlara verilen bir mesajdır, tehdittir. İsrail ve ülkelerdeki destekçileri aslında şunu demeye getiriyor; başınıza bir diktatör-Firavun bela eder, bir kişi için değil 529, gerekirse hepinizi katlederiz. O yüzden bu idam kararları tüm ehli vicdan sahibi, özgürlükçü Müslümanlara da verilmiştir. Bu işin içinde biz de varız. Tehdit, darbe karşıtı Müslüman Kardeşler nezdinde tüm özgürlükçü Müslümanlara ve darbe karşıtlarınadır. Bu idam kararlarında içimizde Mısır’da Sisi’yi, Suriye’de Esad’ı ve darbecileri destekleyenlerin de payı bulunmaktadır. Gördünüz mü? Demek ki demokrasi sandıktan ibaret değilmiş diyenler. Türkiye’deki Müslüman Kardeşler de ayaklarını denk alsın diyenler. Esad’ın, Sisi’nin, İsrail’in gönüllü acentesi gibi çalışan herkesin bir meydan okumasıdır bu..

 

İnsanlık tarihi özgürleşerek insan olma bilincine varmak isteyenlerle, insanın özgürleşmesini yani insan olma vasfını elinden almak isteyenler arasında süregelen kıyasıya bir mücadeledir. Bu iki kitle binlerce yıldır vardı ve aralarındaki insan olma ve bunu engelleme mücadelesi, insanlığın sonuna kadar da olacaktır.Biz bunun farkındayız..Bu yüzden bu zamanda da kıyasıya bir mücadelenin içerisindeyiz. Aynı toprağın, aynı inancın aynı kültürün insanlarını varlık bilincinden kopartarak birbirlerinden nefret ettirmeye dönük politikalarını hemen her dönem şahit olmaktayız..Rahmetli Menderes “Bağdat Paktı” ile İslam ülkelerinin birlik ve beraberliğini esas alan bir proje başlatmıştı. Ancak 1958’de eş zamanlı olarak Irak’ta Pakistan’da ve Suriye’de darbeler oldu. 2 yıl sonra da Türkiye’de bir darbe oldu ve Menderes asıldı. Ziya-ül Hakk’ın, Ali Butto’nun öldürülme nedenleri de bu yüzdendir.Benzer bir engelleme operasyonunu yakın zamanda Türkiye’de de gördük..Kürtlerle Ortadoğu’da aktif rol oynayacak olan ve tüm Ortadoğu haklarıyla birlik ve beraberliği esas alan projelerin sahibi yeni Türkiye’nin engellenmek istenmesinin bir nedeni de budur.

 

Zor zamanlardan geçiyoruz. Türkiye’de bir yangının içerisinde… Tayyip Erdoğan’ı devirip bizim de başımıza bir Sisi dikmek istiyorlar. Ancak ben her zaman olduğu gibi yine ümitvar olacağım.. Bu mücadeleyi insanlık kazanacaktır. Ortadoğu eninde sonunda bu yangından zaferle çıkacak. Üzerinden bombaların atıldığı bir yer değil yıldızların kaydığı, demokratik, adil ve özgürlükçü bir coğrafya olacaktır. Ortadoğu İnsan Hakları Mahkemesi’ni eninde sonunda kurup daha adil, insani ve özgürlükçü bir hukuk sistemini tesis edeceklerdir. Tüm dünya mazlumlarına öncülük edecek tek ülke Türkiye’dir. Bu bakımdan evvela Tayyip Erdoğan’ın çevresini kuşatan darbecilerden arınması gerekmektedir. Önce içimizdeki zalimlerden kurtulmalıyız. Bu yolun sonu refah, özgürlük ve zenginliktir.Yeni dünyaya hoş geldiniz..

Bu yazı Milat Gazetesi‘nde yayınlanmıştır.