.: Şenol Kaluç

3. Cumhuriyete Merhaba Derken

24 Haziran seçim sonuçlarını herkes bulunduğu mevzi ve meşrebine göre değerlendiriyor. Elbette benim de değerlendirmem biraz öyle olacak. Siyasi partilere mesafeli durmak, doğru bulduğum tutum ve tavırları desteklerken yanlış bulduklarımı eleştiri hakkımı hep kendimde saklı tutabilmek için ‘ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamayanlar’ taifesinden olmak bilinçli tercihim.
Bu nedenle buradaki yorumlarım da sadece beni bağlar, kimseyi ikna amacım yok.
Seçim sonuçlarının ilk gün şaşkınlığını attıktan sonra seçimin parti ve liderler bazında kazananı ve kaybedenleri kim diye kendi kendime sorup, sakin kafayla tarttığımda birden çok kazanan ve kaybeden olduğunu görüyorum.
Tabii ki birinci kazanan sayın Erdoğan. Ak Parti’liler de dahi acaba 2. tur olur mu endişesi varken süreci ilk turda bitirerek hem belirsizliği ortadan kaldırdı hem de uzun süredir defacto olarak geçtiğimiz yeni rejim resmileşmiş oldu. Dahası referanduma göre daha büyük bir teveccühle karşılandı. Bu nedenle 24 Haziran 2018’i sembolik olarak (DP’nin iktidara gelişi sonrasını 2. Cumhuriyet olarak tanımlarsak) Fransa’dan mülhem 3. Cumhuriyet döneminin başlangıcı sayabiliriz. Artık yeni dönemde geçmişte Erdoğan’a göre elini kolunu bağlayan pek çok engel de kalkmış oldu, bakalım mevcut sorunlar çözülebilecek mi? Hep birlikte göreceğiz.
Seçimin bence en büyük kazananı ise sayın Bahçeli oldu. Partisini hem baraj üstü tuttu hem de mecliste kilit bir noktaya yerleştirdi. Dahası en büyük rakibini de –şimdilik- etkisiz hale getirdi.
Artık Bahçeli, cüssesine göre devasa bir güce sahip. Öyle ki Erdoğan’ın gücü de iktidarı da bir ölçüde Bahçeli ve MHP ile uyuma bağlı. Bu nedenle Erdoğan’ın ‘başka partilerle koalisyon kurabiliriz’ yaklaşımının ileri de şaşırtıcı sonuçlar doğurup-doğurmayacağını hep birlikte görebiliriz. Ancak görünen o ki Bahçeli kolay kolay bu iş birliğini bozmayacak.
Her ne kadar sandıktan yenilerek çıksalar da bir diğer kazanan sayın İnce ve sayın Kılıçdaroğlu’dur. Öyle ya da böyle CHP tabanına bir canlılık ve heyecan getirildiler ve CHP’nin normalleşmesi adına açılan yolda –bazılarının tüm hezeyanlarına rağmen- yeni bir tuğla koydular.
Belki şimdi söyleyeceğimi çoğunuz yadırgayacak ama bu başarının asıl mimarı kim ne derse desin Kılıçdaroğlu’dur. İnce’yi aday yaparak geldiği günden beri CHP’nin normalleşmesi ve halkla yeniden buluşturma çabasına yeni bir halka ekledi.
Bugün CHP, içindeki statükocu ve vesayetçilere rağmen Türkiye’de hemen her kesime – henüz ikna problemi var- hitap etmeye çalışıyorsa bu Kılıçdaroğlu’nun eseridir.
Kılçdaroğlu belki sandığa yansımasa da Kürtlerle CHP arasındaki soğukluğu da kısmen giderdi. Bu bile gelecekte Kürt sorunun çözümüne büyük katkı verecektir.
Kılıçdaroğlu yine aday olmayarak (şahsından bağımsız) Türkiye’yi bir Alevi-Sünni gerginliğine sürükleyebilecek zeminin doğmasını da engelledi. Bu bile tek başına takdire şayandır.
Seçimin kaybedenlerine gelirsek, en büyük kaybeden sayın Akşener oldu. Her ne kadar barajı aşacak bir oy alsa da beklenen patlamayı yapamadı, MHP-Ak Parti tabanını kendisine çekemedi. Bu saatten sonra da –görünen atmosfer içinde- başarı şansı çok zor.
HDP, barajı geçse de bunu Batı’dan gelen destek oylarına borçlu. Bu nedenle HDP’nin bu desteği doğru okuması ve ülkeyi terör sarmalından kurtaracak bir role bu kez soyunabilmesi şart; bu yola girmez ve 7 Haziran’daki gibi yine hendeğe düşerse siyaseten bitmesi kaçınılmazdır. İnşallah ders alırlar.
Kaderin cilvesi Erdoğan kazansa da Ak Parti hem oy kaybetti hem de meclisteki salt çoğunluğu yitirdi. Ak Parti’nin kaybettiği oyların büyük oranda MHP’ye gitmiş olması belki bir şans ama aynı zamanda partinin kendisini toparlaması için de ciddi bir uyarı. Erdoğan’ın partisini kendisinden sonraya da hazırlaması artık şart. Ak parti ortanın sağındaki parti olmanın hakkını vermeli.
Bundan sonra kazananların da kaybedenlerin de sükûnet ve basiretle hareket etmesi gereken bir dönem başlıyor. İnce’nin dediği gibi 5 yıl sonrasına herkes bugünden hazırlanmalı. Önemli olan hep birlikte kazanabilmek. Daha güzel bir Türkiye için hayır düşünelim hayır olsun.