.: Ufuk Coşkun

24 Nisan: Biz birbirimizin ilacıyız

Sayın Başbakan, “beklenen” ve “kendine yakışan” o açıklamayı yaptı. “20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz..” diyerek yine bir ilke imza attı.Ben kendi adıma böyle bir başbakanı ancak saygı duyarım.Dile kolay.Yüzyıllık kin ve nefretle yoğrulmuş bir meseleden bahsediyoruz. Türkiye’de insanlar İttihat ve Terakki zihniyetinin ürettiği tekçi ideolojinin tesiriyle yıllardır ötekine karşı acımasız bir tavır geliştirdiler. Bilhassa Ermenileri ve Kürtleri dışladılar ve onları yok saydılar. Türkiye yeri geldiğinde kendi ülkesinde kendinden olanı bile acımadan harcayan, öldüren bir politikanın üretildiği bir ülke durumundaydı.

Türk halkının bilinçaltında yer eden “kötü Ermeni” “muhteşem Türk” takıntısı bugün başbakanın taziyesine tepki koyanların marifetiydi… Onlara göre bir Türk, bir Ermeni’yle aynı masada oturmaktansa domuz postuna bürünüp uyumayı tercih etmelidir! Abdullah Öcalan’a duyduğu kini ve öfkeyi açık etmek için bile ona “Ermeni dölü” ya da “Ermeni piçi” demiştir. Onlara göre bir insanı karalamanın, dışlamanın, yok etmenin, silmenin en kestirme yolu şeceresinde bir Ermeni olup olmadığına bakmaktan geçer. Ders kitaplarında bile Ermenileri katil gibi gösterdiler..

Örneğin bir ders kitabında Ermeni meselesi şu şekilde anlatılıyordu; “Ermeniler, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na katılmasını fırsat olarak görmüşlerdi. Hınçak ve Taşnak komitelerinin öncülüğünde Anadolu’nun birçok yerinde isyan başlattılar ve Rusların işgal ettiği bölgelerde masum halka karşı katliama giriştiler. Kendilerine katılmayan Ermenileri bile öldürmekten çekinmediler. Ermeni komitelerinin ‘Kurtulmak istiyorsan önce komşunu yok et’ talimatı üzerine isyancı Ermeniler, eli silah tutan Türk erkeklerinin cephelerde bulunması ile savunmasız kalan Türk köylerine saldırarak katliam yaptılar. Van’ın Zeve köyünde olduğu gibi birçok köyün halkını çoluk çocuk demeden katlettiler. Kayseri’de, Maraş’ta, Muş’ta, Bitlis’te, Diyarbakır’da, Elazığ’da ve Van’da isyan ederek katliamda bulundular. Ayrıca Osmanlı kuvvetlerini arkadan vuran Ermeniler, Osmanlı birliklerinin harekâtını engellemiş, ikmal yollarını kesmiş, köprü ve yolları imha etmiş, Rusya’ya casusluk yapmış ve bulundukları şehirlerde isyan ederek Rus işgalini dek olaylaştırmışlardır”

Ermenilerin ders kitaplarında bu şekilde aktarıldığı ve akabinde sıklıkla dar bir milliyetçilik anlayışının verildiği bir eğitim anlayışında pek tabiidir ki bazı öğretmenler Hrant Dink’in öldürüldüğü sıralarda şu mısraları yazdı. “Vatan benim, adı Türkiye. Sahibi benim, adım Türk biline. Sakın yan bakmayın Türk iline. Söz söylenirse Türklüğüme, gözüm karadır benzerim şahine. Bu millet kıymaz bildiğin gibi bülbüle de ürkek güvercine de. Türklüğüm söz konusu olunca, dayanamam kara karga sesine..”. Böyle eğitiliyorduk. Ermenilere karşı içimizde sürekli kin ve nefret biriktirmemiz isteniyordu. Hrant Dink ise her defasında Türklüğe hakaret etmediğini, bilakis Türklerle yaşamayı kendisi için bir şans saydığını ifade etmekteydi ve Ermenilerin ve Türklerin içindeki önyargıların ancak bir arada yaşamakla geçebileceğini ifade ediyordu. Bu yüzden her defasında ısrarla“biz birbirimizin ilacıyız” demekteydi. Ne var ki içimize atılan nefret tohumları yüzünden bu bilge insan anlaşılamadı.

Ama bugün bir başbakan çıkıp,”1915 olaylarına ilişkin farklı görüş ve düşüncelerin serbestçe ifade edilmesi; çoğulcu bir bakış açısının, demokrasi kültürünün ve çağdaşlığın gereğidir” Acımasız ırkçılığın, faşistliğin dibe vurduğu bir ülkede yükselen bu erdemli sese artık kulak verilmesi gerekmektedir.. Ulus devlet inşa etme sürecinde İttihat ve Terakki’nin yaptığı her türlü edepsizliği savunacak durumda değiliz. Bu ülkede artık barış ve huzur ortamı istiyoruz. Tüm farklılıklarımızla birlikte özgürce ve dostça yaşamanın yolarlını aramalıyız. Ben bu taziyeyi bir milat olarak kabul ediyorum. Hrant’ın ifadesiyle “bu iki hastalıklı toplumun birbirini sevmesi şarttır.”Ve öyle de yapacağız..Bu ülkede herkesimden insana yer var. AK Parti bu kapıyı araladı..Ya diğerleri..Onlar bir taraftan 19.yüzyıl ideolojileriyle siyasi bir anlayış geliştirmeye devam edip diğer taraftan da bu özgürlükçü insana “diktatör” demeye devam edeceklerdir.Neticede herkes işini yapıyor!

timeturk