.: Ünsal Çetin

2016’nın Ekonomik Defterini Kapatırken

Gerçekten zor bir yıl oldu 2016. Adını domuzdan alan Temmuz ayının tam ortasında bir domuz sürüsü çıktı ortaya ve darbecilik, vatana ihanet, teröristlik gibi özelliklerin tek bir yapı altında başarıyla birleştirilebileceğini kanıtladı bize. Tek kelimeyle sarsıcı, unutulmaz bir yıldı.

Ekonomik bakımdan yıla iyi başlamıştık. 2016 ilk çeyreğinde % 4,5 ve 2. çeyrekte 5,3 büyümüştük. Fakat 15 Temmuz girişimi elbette ekonomik bakımdan tesirsiz kalamazdı. İktisatçı diliyle, politik ağır bir şokun bariz ekonomik tesirini 3. çeyrekte % 1,3’lük bir daralma ile hissettik. Sonra 4. çeyrekte döviz kurlarında hararet ibresi yükselmeye başladı. Ortalığı bir kriz yaşadığımız şeklindeki çarpıtma kapladı. Bir ekonomik analize dayalı değildi bu. Yağmur duasına çıkar gibi kriz duasına çıkanların temennisiydi. O dönemde yazdıklarımla bunun bir kriz olarak adlandırılamayacağını, en fazla bir tür intibak sancısı olduğunu savunmuştum.

Ve nihayet, bugün TÜİK’in 4. çeyrek milli gelir rakamlarını açıklaması ile yılın resmi özet halinde ortaya çıktı. Sonuçlar bence gayet sevindirici. 15 Temmuz ihanetinin sarsıcı tesiri ile 3. çeyrekte daraldıktan sonra, 4. çeyrekte büyüme rakamımız 3,5 oldu. Dar anlamıyla bir durgunluk bile yaşamadığımızı gösteriyor bu. Yıllık büyüme oranımız % 2,9 oldu. Başta tam tekmil bir darbe girişimi olmak üzere, bir dizi ters dalga ve rüzgâra rağmen, 2016’da da büyüdük. Fırat Kalkanı Harekâtı, OHAL süreci, terör saldırıları gibi bölgesel risk algılarını yükselten bir döneme rağmen büyüdük. Küresel ölçekte ise Trump’ın seçilmesi, Fed’in yoğunlaşan faiz artırım söylemi, Britanya’nın AB’den ayrılma kararı gibi gelişmelerin oluşturduğu bir bağlamda zorluklara göğüs gerdik. Bunun değerini bilmeliyiz. Hangi politik kanaatten gelirsek gelelim, Türkiye ekonomisinin eski günlerine göre çok daha dayanıklı olduğunu, bir başarı hikâyesi yazdığını dile getirmek bizim için zor olmamalı.

Bu bir başarı hikâyesi olmasaydı daralma 2016’nın 3. çeyreğine sıkışmaz, 2017’ye doğru sarkma eğilimi gösterirdi. Daralmanın 4. çeyrekte devam etmemesi bize durgunluk ya da krize sebep olacak kadar yapısal/altta yatan bir ekonomik rahatsızlık olmadığını gösteriyor. Gayrisafi yurtiçi hasılayı oluşturan bütün ana kalemlerin 4. çeyrekte pozitif bir seyir izlemiş olması bu iddiam için bir dayanak noktası. Tarım sektörünün toplam katma değeri 4. çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre % 1,3 arttı, sanayi sektörünün toplam katma değeri % 5 arttı, inşaat sektörünün toplam katma değeri % 3,7 arttı ve hizmetler sektörünün toplam katma değeri % 1,8 arttı. Bence bu ekonomiye güvenmek lazım çünkü her türlü ters rüzgâra karşı büyük bir direnç gösterdiği ortada. Sadece inşaatla büyüyoruz iddiasını bile hem de böyle bir yılı geride bırakırken çürütebilen bir ekonomi bu.

Esasen bu tespitime istinaden, 2017 için iyimserim. Hem de referandum sonucundan bağımsız olarak iyimserim. 2017’de % 6 civarı bir büyüme bekliyorum. Sebebi kısaca şu; Vurgulayalım, 2016 ilk çeyreğinde % 4,5 ve 2. çeyrekte 5,3 büyümüştük. Hafızasız müzmin eleştirmenlere inat ederek not etmeliyiz ki, 2015’te TL % 20 değer kaybettikten sonra 2016’nın ilk iki çeyreğinde potansiyelimize yaklaşan böyle bir büyüme yörüngesinde ilerliyorduk. Eğer 15 Temmuz olmasaydı 2016 yıllık büyümemiz rahatlıkla % 6 civarı olabilecekti. Dilerim FETÖ’nün halkımızın elinden aldığı son büyük lokma bu olur.

Dolar/döviz kurlarındaki hareket bize zarar vermedi. Bilâkis 15 Temmuz sonrası ekonomik toparlanmada bize yol gösterici sinyalleri sağladı. 2017’nin ilk çeyreğini bugün bitiriyoruz. Mevcut ekonomik göstergeler makroekonomik risklerin, enflasyon hariç, artmadığına işaret ediyor. Enflasyondaki yükseliş eğilimi sonrası Hükümet yıllık enflasyonu % 10 altında tutma taahhüdünü tekrarladı. Kur sinyallerinin de etkisi ve yönlendirmesiyle TCMB bu taahhüt ile tutarlı ve çok daha gerçekçi bir faiz politikası uygulamakta. Böylece, ekonomik bünyemize rahatsızlık veren para politikası kaynaklı yapay büyüme eğilimi zayıflıyor.

Serbest kur rejiminin ne kadar büyük bir fayda sağladığı artık açık olmalı. Kontrol ve tazyik ile ancak geçici bir kendini kandırma sürecine sahip olabiliriz.

Kur hareketlerindeki yatışma ve para politikasındaki nispî sıkı duruş sayesinde belli bir zaman aralığından sonra enflasyonun da yatışacağını tahmin etmek mümkün. Tabi bu sıkı duruşun enflasyonu % 10’un altında bağlı tutmak için yeterince bir süre boyunca devamlık göstermesi gerekiyor.

Kur yükselişi ile ilgili önceki bir yazımda şunu yazmıştım; kurlarda “nominal ayarlama yapma gereği, intibak sürecinin bütün ağırlığı reel ayarlamaların sırtına yüklenmesin, ekonominin çarkları dönmeye devam edebilsin diye vardır”. Geçen zaman ve ekonomik veriler beni haklı çıkarıyor.

Kur yükseldi diye kriz yaşadığımızı iddia edenler artık bize bir açıklama borçlu.

Ayrıca bakınız...

Uçağın burnu tekrar yukarı kalkar mı

Uçağın burnu tekrar yukarı kalkar mı?

Çok partili siyasî hayata geçtikten sonra CHP’nin elinden iktidarı alan parti Demokrat Parti’ydi. (CHP de ...