.: Harun Kaban

2016 başlarken dergiler

2015 dergiler için verimli bir yıl oldu. Yayın hayatına 2015’de başlayan dergiler yeni sayılarında gayet iyi içeriklerle yayına devam ediyorlar. 2016 ile birlikte yayına başlayan yeni dergiler de oldu ve görünen o ki, son yıllarda devam eden “basılı yayın bitti mi?” tartışmalarına rağmen dergicilik yeniden kendine bir kulvar açıyor.

Arka Kapak Dergisi

2015’de yayın hayatına başlayan dergilerden Arka Kapak, 4. sayısıyla devam ediyor. Her sayıda bir romanı kapak yapıp tahlil eden dergi bu ay Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ını kapak yapmış. Arka Kapak kapak dosyasının yanında özgün içerikleriyle de dikkat çeken bir dergi. Bu sayıda İlhami Algör’ün İletişim Yayınları’ndan çıkan kitaplarının kapak tasarımını yapan Seda Mit ile konuşmuş. İmge Kitabevi Yayınları editörü Çiğdem Uğurlu “Editörün Masası” bölümünde, masasındaki kitaplardan bahsetmiş. Arka Kapak özellikle yayıncılık geçmişi olan veya hali hazırda yayıncılığa devam edenler için okuması çok zevkli bir dergi. Bir sonraki sayıda hangi yayınevinin kapak tasarımcısı ile konuşacak merakla bekliyorum. Arka Kapak’ın bu sayısında en dikkat çeken yazı ise İrem Uzunhasanoğlu’nun “Shakespare neden hala okunuyor?” yazısı. Uzunhasanoğlu vaktiyle benim de Shakespare okumaya başladıktan sonra peşine düştüğüm soruyu iki sayfalık bir yazıda gayet iyi cevaplamış.

Bavul Dergisi

Shakespeare’in neden hala okunduğu sorusuna verilen cevaplardan bir tanesi şüphesiz kullandığı temaların evrensel ve insana dair olmasıdır. Shakespeare “aşk çıkmazları”nı en iyi anlatan yazarlardan biridir, dolayısıyla insan ve aşkları var olduğu sürece Shakespeare okunacak demektir. Bu manada Macbeth, iktidar hırsı ve iktidar kavgası temalarının müthiş bir tasviridir. Bavul dergisinin “Nihilist Posta” isimli bölümünde her ay bir roman kahramanı Nihilizm açısından inceleniyor. Bu ay Macbeth incelenmiş.

Bavul “sokak dergisi” olarak tanımladığı yayın çizgisini gayet başarılı olarak devam ettiriyor. Her sayıda kıyıda köşede kalmış, belki artık marjinalleşmiş hayatları sayfasına taşıyor, iyi de yapıyor. Önünden geçtiğimiz dünyayı görmüyoruz bazen, Bavul bilvesile bu dünyayı bir şekilde sayfalarına aktarıyor. Bu ay Meltem Yılmaz İstanbul Dolapdere’deki bir Trans Misafirhanesi’ne gitmiş ve sakinleriyle konuşmuş. Maalesef trans bireylerin hayat şartları çok zor ve üçüncü sayfa haberleri dışında karşımıza çıkmıyor, o haberlerin haricinde nasıl bir hayat mücadelesi veriyorlar görmek için iyi bir röportaj olmuş

Dergâh Dergisi

Geçen yılın son sayısında Dergâh Dergisi yazı işlerinde önemli bir değişiklik yaşanmıştı. 25 yıldır ismi dergiyle anılan yazı işleri müdürü Mustafa Kutlu dergiyi Ali Ayçil’e devretmişti. Dergâh’ta çok büyük değişiklikler zaten beklemiyordum, dergi üslubu gereği geleneği muhafaza ederek devam ediyor.

Dergâh’ın Ali Ayçil yönetimindeki ilk sayısında önemli iki şey var. Birisi İsmail Kara’nın Dergâh’ın çıkış sürecini ve ilk sayısını anlattığı hatıratı, diğeri ise derginin arka kapağındaki Mustafa Kutlu hikâyesi. Kutlu’yu uğurlama yazısında derginin sahibi Ezel Elverdi “az yazıyordu artık daha çok yazacak” sözü de böylece gerçekleşmiş oluyor. Kutlu okurları açısından heyecan verici bir yenilik oldu.

İsmail Kara’nın yazısı ise edebiyat tarihimiz açısından önemli bir vesika olarak şimdiden yerini aldı. Bu yazıdan, yayıncıları bıyık altından gülümsetecek bir anekdotu nakletmek istiyorum, fotoğraf iyi çıksın diye “aydınger” yerine “film” aldıkları sayfada fotoğrafın yine de kötü çıkması ekibin moralini çok bozmuş; on yıl öncesine kadar her yayıncının ortak tecrübesiydi bu, hoş bir anı olarak kaldı artık bu durum dijital imkânlar neticesinde.

Yeni Yüzyıl, 15.01.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/2016-baslarken-dergiler-934